Atilla Turizm Basınının Sorularını Yanıtladı

Didim Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Hikmet Atilla TURSAB sosyal medya kanallarından yayın yapan TURSAB TV’de canlı yayın konuğu oldu. Turizm Gazetecileri Hasan Arslan ve Savaş Daş’ın sorularını İBB Turizm Platformu Koordinatörü Cumhur Güven Taşbaşı ile birlikte cevaplandırdı.

Kovid 19 pandemisinin turizme etkilerinin değerlendirildiği programda gelecek öngörülerinde bulunuldu.

Süreci değerlendiren Cumhur Güven Taşbaşı pandeminin afet gibi olduğunu, tüm ülkeleri etkilediğini, tüm dünyada kontrol sağlanamadığı müddetçe yapılabilecek bir şey olmadığını ifade ederek sözlerine başladı. Sürecin başında hastalığın kısa sürede geçeceği ve her şeyin normale döneceği şeklinde bir beklenti ile sektörün üzerinde bir rahatlık olduğunu belirten Taşbaşı, sektöre umut verilerek pembe tablolar çizildiğini söyledi. Sektörün pandemiye hazırlanmak yerine sezona hazırlandığını belirtti. kendisinin bu süreçte Avrupa’nın ilk önce kendi içinde, sonra komşuları ondan sonra da güvenli gördüğü ülkeler ile turizm hareketliliği başlatacağını öngördüğünü söyledi. süreç böyle gelişince de belgelendirme çalışmaları ve diğer çalışmalarla güven sağlanmaya çalışıldığını vurguladı.

“Almanya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde çalışan gurbetçi vatandaşlarımız gelmeseydi otellerimiz çok sıkıntı çekerdi” diyen Taşbaşı Aşı veya ilaç bulunamazsa birkaç yıl daha bu durumun devam edeceğini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Gazeteci Savaş Daş Hikmet Atilla’nın Almanya’ya yakın zamanda seyahat ettiğini, gözlemlerini almak istediklerini söyledi.

Atilla ilk olarak seyahat için gerekli olan PCR testinden başlayarak değerlendirmelerini aktardı. Testin Almanya’da ücretsiz olduğunu, Türkiye’de ise 110 lira olan ücretin zam yapılarak 250 liraya çıktığını hatırlattı. Cumhur Güven Taşbaşı’nın dediği gibi gurbetçi ailelerin bölgemizde tatilini geçirdiğini, sayıca kalabalık seyahat eden aileler için bu test ücretinin önemli bir külfet olduğunun altını çizdi. Almanya’da olduğu gibi Türkiye’de de testin ücretsiz olması gerektiğini ifade etti. Almanya’ya girişte Türkiye’den gelenlerin riskli bölgeden gelmiş muamelesi gördüğünü, bir form doldurularak gerekli gördükleri durumda da PCR testi yapıldığını söyledi.

Her kriz döneminde Gurbetçi vatandaşların turizme katkı sağladığını fakat bu sefer sağlık söz konusu olduğu için korku ve ekonomik sıkıntı yaşandığını vurgulayan Atilla “bu atmosfer oldukça insanların seyahat etmesi söz konusu olmayacaktır” dedi. Sadece Kültür ve Turizm Bakanı ile tatilcilerin seyahat korkunun giderilemeyeceğini, tatilcilere dokunacak insanlara ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Lobi faaliyetlerinin önemli olduğunu, ülkemizdeki STK’ların Avrupa’daki STK’larla birlikte çalışmalar yapması gerektiğini vurguladı. Almanya’nın İspanya’ya seyahat yasağı koymasından sonra bu ülkeye talebin %30 Türkiye’ye talebin ise %19 seviyesinde düştüğü haberlerini basından takip ettiklerini söyledi. Yeni rezervasyon alınamadığı, eski rezervasyonların karşılandığının altını çizen Atilla,  rezervasyonların iptal edilmememi için devletlerin ve acentelerin ciddi mücadele verdiğini ifade etti. “Turizmde bir hareketlilik bekliyorsak insanlara dokunmak zorundayız” dedi.

Almanya tarafından Türkiye’ye Seyahat uyarısının 4 il için kaldırılmasına rağmen Almanların ülkemize neden beklenen düzeyde seyahat etmediği sorusuna cevap veren Atilla, sadece dört il için uyarının kaldırılmasının Türkiye’nin riskli bir bölge olduğu algısı oluşturduğunu belirtti. Almanya’da ilginin yurtiçinde kaldığını, ülke içinde turizm tesislerinde fiyatların %30 artmasına rağmen talebin rekor seviyede olduğunu söyledi. Öncelikle Avrupa ülkelerine için kaldırılan seyahat uyarılarının bazı ülkeler için tekrar konduğunu hatırlattı. Bazı operatörlerin ancak İspanya’ya seyahat uyarısı kalktıktan sonra Türkiye’ye turist getirdiğini ifade etti. DRV’nin seyahat uyarısı kalkması için çok çalıştığını sözlerine ekledi. Turistlerin Akdeniz’de gideceği ülke kalmayınca Türkiye’ye seyahat uyarısının zorunlu olarak kaldırıldığı kanaatine sahip olduğunu söyledi.

Berlin’den İzmir’e gerçekleştirdiği uçuşta 198 kişilik uçakta 55 kişinin bulunduğunu ifade eden Atilla, bu kişilerin tamamının da turizm beldelerine geldiğine inanmadığını, buna rağmen seyahat eden kişi sayısının sınırlı olduğunun altını çizdi. Didim’e gelen tatilcilerin oluşturulan korku atmosferinden etkilendiklerini, seyahatlerin mart ayında olduğu gibi aniden kesilmesi endişesi taşıdıklarını, bu korkunun alınması gerektiğini vurguladı. “Korkuyla insan seyahat etmez” diyen Atilla korku ile seyahat edenlerin Otelde, havuzda plajda rahat edemeyeceğini sözlerine ekledi. 

Cumhur Güven Taşbaşı Atilla’nın “sadece Kültür ve Turizm Bakanının açıklamaları ile seyahat korkusunun yenilemeyeceği” ifadesini destekleyerek ülkeler arasında sanat, spor ve kültürel etkinlikler amaçlı seyahatler ve organizasyonların Kamu ve Devletin desteği ile daha etkin hale getirilmesi gerektiği kanaatini söyledi. Bu çalışmaların Ülkemizin pandemi açısından güvenirliliğinin ispatı olacağını beyan etti. 

Gazeteci Savaş Daş Kültür ve Turizm Bakanlığının Çeşme ve Didim’de hayata geçirmeyi planladığı turizm yatırımları hakkında Çeşme projesinin ayrıntılarının konuşulduğu, Didim’de ise henüz ne yapılacağının, nereye yapılacağının bilgisine sahip olmadıklarını söyleyerek Atilla’nın proje hakkında bilgiye sahip olup olmadığını sordu.

Bu konu hakkında Kültür ve Turizm Bakanı ile birkaç kez görüştüklerini hatırlatan Atilla, Didim’in büyük bir kısmının hazine arazisi olduğunu hatırlattı. Proje geliştirilirken arazi konusunda sıkıntı yaşanmayacağını ifade etti. Tam detaylarını bilmemekle birlikte sağlık ve spor turizmini geliştirecek yatırımlar planlandığını tahmin etiklerini söyledi. Alınan bilgilere göre öncelikle Çeşme’deki projenin hayata geçirileceğini, akabinde de benzer bir çalışmanın Didim için de geliştirileceğini sözlerine ekledi. Didim’in 90’lı yılların başından bu tarafa kitle turizmi yapan bir destinasyon olduğunu, Devlet tarafından da bu güne kadar gereken desteği görmediğini inandığını söyleyen Atilla, Yaklaşık 10 yıl önce tahsisi yapılan arazilerde henüz yatırımın yapılmadığını hatırlattı.

Şimdiye kadar Didim’in arzu ettiği gelişimi göstermemiş olmasını bir şans olarak değerlendirdiklerini, bundan sonra gerçekleşen gelişimin kontrollü olacağını belirtti. Önemli olan insan kaynağı olduğunu, insan kaynağının gelişmesi ile Didim’in Türkiye’nin önemli destinasyonlarından biri olacağını düşündüğünü söyledi. Yunan Adaları ile karşılıklı seferlerin başlamasının da turizmde önemli bir dönüşüm sağlayacağına inandığını belirtti. Didim’in iki önemli hava alanından da müşteri almasının önemli bir avantaj olduğunu da vurguladı. Didim’e talep olduğunu, talebi karşılayacak altyapının da oluşması ile önemli bir ivme yakalanacağını söyleyerek sözlerini tamamladı