Didim Ticaret Odası Çalışan Gazeteciler Gününde Basın Mensupları ile Bir Araya Geldi

Didim Ticaret Odası meclisi her yıl gerçekleştirdiği 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kahvaltı etkinliğinde İlçede görev yapan basın mensupları ile bir araya geldi.

Başkan Hilmi Erbaş gazetecilerin 10 Ocak çalışan gazeteciler gününü tebrik etti. Davetlerine icabet ettikleri ve faaliyetlerine sundukları katkılar için teşekkür etti. Yerel basının netameli e zor bir iş olduğunu belirterek bunun farkında olduklarını ve basın ile sıkı bir iletişim halinde olduklarını ifade etti. “Her 10 Ocak’ta olduğu gibi bugün de yine bir aradayız” diyerek 2025 yılına ilişkin Odanın yaptığı çalışmalar, devam eden projeler hakkında bilgiler verdi. Ülke ekonomisi ve dünyadaki gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erbaş şunları söyledi;

Yeni dönemde aday değilim

Öncelikle şunu ifade ederek başlamak istiyorum. Benim kendi adıma Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu 10 Ocak Gazeteciler Gününde son programım. Biliyorsunuz Ekim- Kasım aylarında TOBB’a bağlı Oda Borsaların seçimleri var. Dolayısıyla önümüzde yaklaşık 10 aylık bir görev dönemimiz var. Arkadaşlarımızla beraber tamamlayacağız. Ben sadece kendi adıma konuşuyorum. Ben önümüzdeki dönemde odanın herhangi bir organında herhangi bir seçime katılmayacağım. Dolayısıyla sivil toplum görevini bu anlamda sonlandırmış olacağım. Yaklaşık 10 yılı 1999-2009 yılları arasında olmak üzere ve 8,5 yılı da 2018- 2026 Kasım arasını kapsayacak şekilde yaklaşık 18,5 yıl görev yapmış olacağız. Yaptıklarımızla yapamadıklarımızla görevimizi tamamlamış olacağız.

Ticaret Odasının kuruluşundan beri sürecin sürekli içerisinde oldum. Ticaret Odası aslında benim kendi çocuğum gibi de oldu dersem herhalde mübalağa etmemiş olurum. İlk görev dönemine de 27 yaşında başladık. Şimdi 56 yaşına geldik. Aradan epey zaman geçti. Sivil toplumdaki görevleri de siyasi görevleri de belli dönemlerle sınırlı tutmakta fayda var. Aslında bu ikinci 10 yılı fazladan yaptım, onu ifade edeyim. İlk 10 yılda görevimizi tamamlamış ve seçimlere girmemiştik ama sonrasında arkadaşların davetiyle tekrar ikinci bir iki dönem daha geçirmiş olduk. Hem önceki iki dönem hem sonraki iki dönem boyunca üyelerimiz bizi hiç mahcup etmediler. Bu vesileyle onlara çok teşekkür ediyorum. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza ve meclisteki arkadaşlarımız çok teşekkür ediyorum. Uyumlu bir çalışma dönemi geçirdik. Ben hepsinden razıyım. Onlardan da haklarını helal etmelerini bekliyorum. Benim hakkım her türlü helal.

Önümüzdeki yaklaşık 10 aylık dönemde Ticaret Odasının planladığı, tamamlanması gereken projelerle ilgili size biraz bilgi vermek istiyorum.

Büyük Menderes Havzası Su Çevre Ürün Güvenliği Çalıştayında Sunulan Bildirileri Kitaplaştıracağız

Biliyorsunuz 2025 yılı içerisinde Büyük Menderes Havzasına ilişkin çok önemli bir çalıştay gerçekleştirdik. Ziraat Odamız ve Adnan Menderes Üniversitemizle beraber çok güzel bir çalışma oldu. Sayın valimiz de iştirak etti. Sizler de yerinde izlediniz. O çalışmayı kitaplaştırıyoruz. Yani Büyük menderes havzasındaki su çevre ve ürün güvenliği meselesinin tamamını bütün boyutlarıyla, meselenin tüm taraflarıyla, bütün paydaşlarıyla inceledik. O çalıştayı kitaplaştırmayla ilgili süreci yürütüyoruz. Önümüzdeki aylarda tamamlamış olacağız ve onu da sizinle yine bir basın toplantısıyla paylaşmış olacağız.

Didim Mutfak Akademisi Didim Turizmine Katkı Sunacak

Mutfak Akademisi projesi bu dönem içerisinde yaptığımız önemli projelerden bir tanesi. 2025 yılı içerisinde başladık ve tamamladık. Açılışını Sayın Valimiz Yakup Canbolat’ın katılımlarıyla 2026 turizm haftasında gerçekleştireceğiz. Çok kıymetli ve Oda olarak çok önem verdiğimiz bir çalışma. İstihdama, turizm sektörüne, yeme içme sektörüne faydası olan bir proje. Projenin yaklaşık 12,5 milyon bir bütçeyle gerçekleşmiş oldu. Bunun 1.6 milyonunu Güney Ege Kalkınma Ajansı’ndan 3,5 milyonu biraz aşan kısmı Ticaret Odası bütçesinden geriye kalan 7,5 milyon kısmını da ticaret erbabı, yönetim kurulu ve meclisteki arkadaşlarımız ile üyelerimizin katkılarıyla gerçekleştirdik. Dolayısıyla burada özellikle üyelerimizin katkılarını çok önemsiyorum. Projeyi baştan beri sahiplenen eski Kaymakamımız Can Kazım Kuruca’ya özellikle teşekkür etmek istiyorum. Valimiz Yakup Canbolat’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Güney Ege Kalkınma Ajansı’na teşekkür ediyorum. Onlar gerçekten projeyi beğendiler ve desteklediler. Hakeza bu süreçte katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Yine altyapı çalışmalarına katkı sunan Aydın Büyükşehir Belediyesi ASKI Genel Müdürümüz Hakan Olgaç’a, çevre düzenlemesi ve peyzaj konusunda Didim Belediyemiz Fen işleri ve Park bahçeler müdürlüğümüz hizmetler yaptılar. Belediye başkanımız Hatice Gençay’a teşekkür ediyorum. Kolektif gerçekleştirdiğimiz bu projede herkesin bir katkısı oldu. Ticaret odası olarak da bu işin gerçekleştirme, yürütme sorumluluğu bizde olduğu için tabiatıyla bu işin organizasyonunda en çok ticaret odasındaki arkadaşlarımız görev aldılar.

Proje kapsamında pasta ustası ve aşçı yardımcısı yetiştireceğiz. Orada yetişen insanlarımızı, gençlerimizi turizm sektöründe, hizmet sektöründe, yeme içme sektöründe istihdam etmek istiyoruz. Bu konuda ilgili kurumlardan ilk taahhütlerimizi de zaten daha önce almıştık. Bu proje uzun süreli bir proje. Çalışmaya devam edecek. Projenin hayata geçmesi için 1,5 yıllık bir süre var. Biz önümüzdeki yaz aylarında projeden çıkmış olacağız. Bundan sonra Halk Eğitim Müdürlüğümüz projeyi devam ettirecek ve ikame edecek. Bugün Türkiye’de iş bulmanın zor, meslek eğitimin çok kıymetli olduğu bir yere geldik. Yükseköğretimde çokça çocuğumuzu eğittik ama yüksek öğretimli gençlerimiz işsiz kaldı. Bu yönüyle de mesleki eğitimden kısa yoldan hızlıca iş bulma ve istihdam sağlama noktasında önemli bir proje olarak ilçemize katkı sunacaktır.

Apollon VR Projesini Hayata Geçireceğiz

Daha önce çalışmalarını yaptığımız, ihale aşamasına geldiğimiz ancak Valiliğimizin restorasyonunu yaptığı Knackfuss evinde gecikmesi sebebiyle başlayamadığımız Apollon tapınağının artırılmış gerçeklik uygulaması projemiz var. Bunun demolarını daha önce Kaymakam Bey’e, Vali Bey’e sunduk. Proje kabul gördü. İki modül olacak. Bir tanesine yetişkinler için Apollon tapınağını VR gözlükle üç boyutlu olarak deneyimleme şansı olacak. O dönemki kahinlerle diyalog kuracak, tapınaktaki ritüelleri görecek. Bir de çocukların da deneyimleyebileceği yine Apollo tapınağı ile ilgili bir oyun modülü olacak. Bununla ilgili ihale sürecini önümüzdeki günlerde planlayacağız. Bize 2. katındaki uygun büyüklükte bir alanın tahsis edilmesi planlanan Knackfuss evinin restorasyon projesinin bitişi uzadı. 22 Mart’ta Sayın Valimiz o projenin tamamlanacağını ifade etti. Biz de yazışmalarımızı yapıyoruz. Sayın Valimizin sözlü olarak olurlarını almış durumdayız. Bu sanal müzecilik de diyebileceğimiz Apollo Tapınağı artırılmış gerçeklik uygulaması projesini için Sayın Valimiz Turizm il Müdürlüğümüz üzerinden odamıza o alanı tahsis etmiş olacak. Bu projede Odasının ticari bir beklentisi yok. Zaten odamız ticaret yapamaz ama turizme katkı sunma açısından sürdürülebilir bir projeyi hayata geçirip onu devretmiş olacağız. Yani onun işletimini, işletim gelirlerini Turizm İl Müdürlüğümüz üzerinden ya da başka bir organizasyonla turizme kazandırılmış olacak.

Bu her iki projeyi, Mutfak Akademisi projesini ve ihalesini yapmayı planladığımız Apollon VR projesini turizm haftası etkinliklerine kadar yetiştirip Sayın Valimizin katılımlarıyla ikisini birden açmayı planlıyoruz.

Turizm Master Planı için Girişimlerde Bulunacağız

Bir diğer projemizden de bahsedeyim. Biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanımız yerel seçimlerden önce buraya geldi ve ısrarla turizm master planının yapılmasını istedi. İl geneli için turizm master planının yapılmasını istiyor. Turizm master planlarında genellikle il özel idareleri, valilikler, büyükşehirlerde büyükşehir belediye başkanlıkları veya ilçe belediyeleri yapıyor. Ama şimdiye kadar bu turizm master planını sahiplenen olmadı. Biz de önceki kaymakamımız döneminde strateji geliştirme kurulu oluşturmuştuk. o kurulda konuştuğumuz konulardan bir tanesiydi. Büyükşehir Belediye Başkanımıza da o zaman arz ettik. Bu projeyi Büyükşehir Belediyemiz gerçekleştirmezse biz Didim olarak, Ticaret Odası olarak gerçekleştirmeyi Didim için hedeflediğimizi ifade ettik. Şu ana kadar bize ulaşmış Büyükşehir’in bir turizm master planı kararı yok. Henüz adım atmış durumda değiller. Bu konuda ilçe belediyemizle de görüşmüştük. İlçe belediyemiz de işin içinde olup olmayacağı konusunda bir netlik yok. o kurulda ifade ettiğim şeyi söylüyorum. İlçe belediyemiz içerisinde olursa ilçe belediyemiz ile, olmazsa ticaret odası olarak turizm master planını bu dönem içerisinde yapacağız. Önümüzdeki haftalarda görüşüp müzakere edip ihale sürecini tamamlayıp hayata geçireceğiz. Turizm master planı ile ilgili özel bir not açayım. Türkiye’de ticaret odaları tarafından hazırlanmış bir turizm master planı örneği yok. Yani olursa bu Türkiye’de ilk olacak. İlçe belediyesinin hazırladığı turizm master planı var. İl özel idaresinin hazırladığı turizm master planı var. Valiliklerimizin hazırladığı turizm master planları var, büyükşehirlerimizin var ama bir sivil toplum örgütü olarak ticaret odalarının hazırladığı bir turizm master planı yok. Bu yönüyle de bu ilk olmuş olacak. Yani önümüzdeki dönemde turizmde ne gibi adımlar atılmalı, yönümüzü ne tarafa doğru çevirmemiz lazım? Stratejimizi nasıl geliştirmemiz gerekir noktasında bir plan arkadaşlar.

UNESCO Çalışmalarımız Devam Ediyor

Bunun dışında devam eden ama bu dönem içerisinde sonuçlanmasını beklemediğimiz projelerimizden de bahsetmek istiyorum. Bizden sonraki yönetimin de onu kararlıkla devam edeceğine de inanıyoruz. Biliyorsunuz Apollon Tapınağı ve Millet Ören yerinin UNESCO geçici dünya sitesine alınmasına ilişkin çalışma başlatmıştık. Apollon tapınağına ilişkin bilim kurulumuzu oluşturduk. 6 ayı geçen bir süredir de çalışıyoruz. Millet Ören Yerine ilişkin bilim kurulunu oluşturma çalışmaları belirli bir aşamaya geldi. Bu hafta hocalarımızla webinar toplantıları yaptık ama önümüzdeki günlerde yönetim kurulu olarak onun da bilim heyetini oluşturmak istiyoruz.

Hoclarımızla görüşmeler neticesinde Apollo Tapınağı ve Milet Ören Yeri için ayrı başvuru dosyaları hazırlamaya karar vermiş durumdayız. Bunun da sebebi şu; Millet ören yerinin çok daha kolay Dünya Kültür Mirası geçici listesine alınacağına dair bir kanaat var. Orada biliyorsunuz çevre baskısı daha az. Ama Apollon Tapınağının çevresindeki birtakım risklerden, yapılaşmadan, başka kısıtlardan dolayı hocalarımız bu iki çalışmayı ayırmak gerektiğine yönünde bir görüş bildirdiler. Biz de bu çalışmayı ayırdık. Dolayısıyla Apollon Tapınağının çalışması şu anda olgunlaşıyor. Bu yaz dönem içerisinde müracaatını tamamlamış olmayı planlıyoruz. Bütün çalışmalarını yapmış ve müracaatını Turizm Bakanlığımıza gerçekleştirmiş olmayı planlıyoruz. Millet ören yerine ilişkin çalışmayı da başlatıyoruz ama onun müracaatı bu döneme yetişip yetişmeyeceği konusunda şu an bir şey söyleyemem. Bu bilim kurulunun arkadaşlarımızın yapacağı çalışmalarla ilgili. Apollo Tapınağı bilim kurulundaki arkadaşlarımız yaz ayına kadar müracaatının tamamlanabileceğini bize son toplantıda ifade ettiler. Hazırlıklarını yapıyorlar.

Yöresel Yemeklerimiz İçin Coğrafi İşaret Alacağız

Değerli arkadaşlar biliyorsunuz bir diğer devam eden projemiz de iki tane coğrafi işaretle ilgili çalışmamız var. Bir tanesi Kaşopita, bir tanesi de Pava. Bu iki coğrafi işaretle ilgili çalışmamız devam ediyor. Bu da bu dönem içerisinde yetişmeyebilir ama devam eden uzun vadesi olan projelerden bir tanesi.

Sektörel Gelişim Stratejileri Projemizin Ortaya Koyduğu Hedefleri Gerçekleştirmeliyiz

Değerli arkadaşlar görev dönemimiz içerisinde biliyorsunuz turizm sempozyumları gerçekleştirdik. Özellikle TOBB ETÜSEM ile çok büyük bir sektörel gelişim stratejisi projesini hayata geçirdik. O üç ayaklı bir projeydi. Üç ana sektörde turizmde, kentleşme ve kent kimliği sektöründe, tarım ve tarıma dayalı endüstri alanında bu kentin tüm kurum ve kuruluşlarıyla beraber entelektüel kapasitesini ortaya koyan bir çalışma oldu. O çalışmanın sonunda Önceki Kaymakam Bey’in başkanlığında, ilçe bazında strateji geliştirme kurulu oluşturduk. O raporun önermesiydi. Kolektif hareket etme, ortak hareket etme ile ilgili bir çalışmaydı. O bir dönem devam etti. Onun altında tarımla, sağlık turizmiyle, kent kimliğiyle, planlamayla ilgili komisyonlar oluşturuldu. Ancak Kaymakam Bey’in tayininden sonra o proje şu anda bir miktar beklemede. Ben doğrusu buna üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Kent için çok kıymetli bir çalışmaydı. Devamında tabii ki sivil toplum örgütleri tarafından yerel yönetim tarafından sahiplenilmesi kıymetli. Oradaki alınacak olan kararların icrasının çok büyük bir kısmı belediyelerle ve bakanlıklarımızla ilgiliydi. O açıdan biz Ticaret Odası olarak o projenin arkasında durmaya devam ediyoruz. Orada bir yol haritamız var. Bu yol haritasını hangi belediye başkanımız, hangi kaymakamımız, hangi sivil toplum örgütü başkanımız, kim sahiplenirse ilçe için katkı sunmuş olacak.

Birçok çalışmanın içerisinde bulunduk ama böyle çok küçük detaylara sizleri boğmak istemiyorum. Ana hatlarıyla proje diyebileceğimiz kapsamlı çalışmaları sizinle paylaştım. Sosyal faaliyetlerimiz devam ediyor. Kadın Girişimciler Kurumumuzun eğitim faaliyetleri var. Her yıl 4. sınıf öğrencilerimize depremle ilgili tüm ilçe genelinde eğitim veriyoruz. Diğer eğitim faaliyetlerimiz, diğer sosyal faaliyetlerimizi de zaten oda olarak devam ettiriyoruz. Onlar bir proje olarak bahsetmeyeyim.

Ticaret Odamız Güçlü Bir Kurum Oldu, İlçemiz için Olumlu Çalışmalar Ortaya Koydu

Değerli arkadaşlar ticaret odamızı borçla devralmıştık. Artık ticaret odası kendi kendine ayaklarının üzerinde duran hiç kimseye borcu olmayan bir kuruma dönüşmüş durumda. Özgüvenli, kendi projelerini gerçekleştirebilir bir kurum noktasında. Bıraktığımızda da inanıyorum ki mali kaynakları sağlam, kendi kurumsal kimliğini oturtmuş, tamamlamış bir kurum olmasını hedefliyoruz. Temel amacımız bu. İlçe için olumlu gayretler gösterdiğimize inanıyorum. Tabii ki takdir kamuoyunun. Takdir üyelerimizin. Biz elimizden gelen gayretin azamisini göstermeye tüm imkansızlıklar içerisinde mücadele ettik. Tabii bunları görebilmek için diğerleri ne yapıyor bakarak mukayese edebilirsiniz. Gerçekten sivil toplum örgütlerimiz ne aşamada, neler yapıyorlar ilçe için? Gerek bizim ilçemizde gerek başka ilçelerde kimin ne yaptığına bakmak için dışarıya bir bakmak lazım. Oralarda ve burada ne oluyor ne bitiyor mukayese etmekte fayda vardır diye düşünüyorum.

2025 Ticaret Erbabı için Zor Bir Yıl Oldu

Değerli arkadaşlar isterseniz 2025 yılına ilişkin, iktisadi konuları değerlendirmek isterim. 2024’ü değerlendirirken de ifade ettik. 2025 yılı görece 2024 yılına göre zorlukların arttığı, iyileşmelerin çok olmadığı bir yıl öngörüsünü paylaşmıştık. Aşağı yukarı öyle cereyan etti. Enflasyonda, kamunun bütçe açığında Merkez Bankası’nın döviz pozisyonu birtakım düzelmeleri olmakla beraber yine de ticaret erbabı için çok zor bir yıldı. Ticaret erbabı gelirlerini karşılamakta, gelir gider dengesine oturtmakta Vergilerini ödemekte zorlandı. Kredi kanallarına, özellikle uygun maliyetli krediye ulaşmakta zorlandı. Bunu da -açık yürekle ifade etmek lazım- son 7-8 yıldaki iktisadi politika tercihlerinin bir sonucu olarak Türkiye yaşadı.

Türkiye’nin süratle reformcu bir gündeme dönmesi lazım

Dünyada bir kargaşa var. Çevremizde savaşlar var. Onların şüphesiz etkileri var. Ukrayna’da bir savaş var. Suriye’de bir rejim değişikliği söz konusu. Orada bir istikrarsızlık var. Hakeza İsrail’in Filistinlilere zulmü var. İşte Amerika’yı zaten izliyorsunuz. Dünyada olan birçok şeyden şüphesiz etkileniyoruz. Bir Covid pandemisi atlattık. Ama şunu açıklıkla ifade etmek lazım. Bugün Türkiye’deki ekonomik sorunlarımızın en temel sebebi maalesef özellikle 2017 – 2021 tarihleri arasında ekonomik tercihlerimizin sonucu. Çok açık yüreklilikle bir şey söyleyeyim, faizin sebep enflasyonun sonuç olduğu tezinden buraya geldik. Türkiye iktisadi zorluklarla karşılaştı. Çok büyük enflasyonlar yaşadık. Özellikle emeklilerimiz olmak üzere sabit gelirli insanlar çok daha zor duruma düştüler. 2023 seçimlerinden sonra bu politika şükür ki değişti diyoruz. Çünkü Türkiye ödemeler dengesi kriziyle karşı karşıya kalabilirdi. Türkiye Maliye Bakanımızın ifadesiyle irrasyonel politikadan rasyonel politikaya döndü. Ama bunu büyük reformlarla Türkiye destekleyemedi. Yani umut ediyorum, Maliye Bakanımızdan ve Cumhurbaşkanımızdan da duyuyorum. 2026 yıl içerisinde birtakım reformlardan bahsediyorlar. Çerçevesini bilmiyorum ama Türkiye’nin süratle reformcu bir gündeme dönmesi lazım. Hukukta ve adaletin çalışmasında bir reforma ihtiyacımız var. Bence en büyük reforma eğitimde ihtiyacımız var. Türkiye bugünkü eğitim sistemiyle, bu eğitim altyapısıyla önümüzdeki 10 yıllarda dünyayla rekabet etme imkanını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bunu aklı başında herkes görüyor. Akademisyenler, siyaset dünyası ve iş hayatı da görüyor. Türkiye’nin yeni bir eğitim modellemesine ihtiyaç var. Temel eğitimin, yükseköğretimin mesleki eğitimin planlandığı, çocuklarımızın hepsinin üniversiteye gönderilme sevdasından vazgeçildiği, üniversitelerimizin kalitelerinin ve standartlarının artırıldığı ama sayılarının mümkünse azaltıldığı, üniversitede okuyan öğrenci sayısının aşağı çekildiği, bunların planlandığı yeni bir eğitim setine ihtiyaç var. Türkiye önümüzdeki dönemde eğer dünyayla rekabet edecekse -ki etmek zorunda- en büyük devrimi burada yapmak zorunda. Türkiye bunu yapabilecek güçte ve kapasitede. Devletimizin imkanları, entelektüel birikimi, tecrübesi var. Bence sivil toplumun ve İş dünyasının tecrübesi var. Türkiye önümüzdeki dönemde eğer dünyayla ekonomide rekabet edecekse bu eğitim reformunu yapmak zorunda. Bu eğitim reformu bizim gelecek yüzyılımızı kurtarmış olacak.

Önümüzdeki Dönemde de Dünya Çok Fazla Şeye Gebe

21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamladık. Dünyada da tablo çok iç açıcı değil. Yani aşağı yukarı dünyada kapitalist seçimli, liberal demokrasilerden yavaş yavaş daha çok Kapitalist seçimli otokrasilere doğru da bir gidiş var. İşte Amerika bunun en başat örneklerinden bir tanesi. Sistemleri var ama bir devlet başkanı her şeyi değiştirebiliyor. Rusya öyle, Çin öyle. Aşağıda İsrail zaten başka bir noktada. Daha yılbaşından hemen sonra seçilmiş bir devlet başkanını başka bir ülkenin operasyonla kaçırdığına tanık olduk. Önümüzdeki dönemde de dünya çok fazla şeye gebe. Tabii Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle birtakım olaylara gebe.

Türkiye’nin kendi içinde iş cepheyi kuvvetlendirme, tanzim etme, terörsüz Türkiye diye tarif ettiğimiz sürecin tamamlamasına, Türkiye’nin terör belasından kurtulmasına süratle ihtiyaç var. Bu noktada tüm siyasi partilere ciddi sorumluluklar düşüyor. Türkiye’nin bu meseleyi çözmesi kamu vicdanını rahatsız etmeyecek şekilde çözmesi ve bunu sonuca erdirmesi Türkiye’nin bu coğrafyadaki geleceği ve gelecek nesillerimiz açısından çok kıymetli. O projenin sonuç kısmının hayırlı olmasını hep beraber temenni edelim ve hep beraber katkıda bulunmayı arzu edelim. Umut ederiz ki devletimiz kendi birikimiyle, siyasetçilerimizle, iktidarıyla, muhalefetiyle sorumluluk sahibi olarak bu projeyi hayata geçirirler ve Türkiye’yi ateş çemberinin içerisinden suhuletle daha istikrarlı bir yapıya kavuştururlar. Görüyorsunuz şimdi İran’da rejim gitti mi gidecek mi? Konuşuluyor. Müdahale ediyorlar.

Demokrasinin, refahın olmadığı, devlet millet bağının koptuğu ülkelerde istikrarsızlık artıyor

Şurada açıklıkla bir şey ifade etmek istiyorum. Demokrasinin, refahın olmadığı, devletle millet arasında bağın koptuğu ülkelerde istikrarsızlık artıyor. Bugün Amerika’yı, Maduro’yu kaçırmasından dolayı çokça tenkit edebiliriz. Haklıyız da. Bir ülke başka bir ülkenin içine gidip bir devlet başkanını kaçıramaz. Uluslararası sistemin tamamı çökmüş durumda. Ama diğer taraftan da şu tespiti de yapmak lazım. Kendi halkına acaba ne kadar iyi davranıyordu? Yani hangisi hangisinin sonucu? Acaba Venezuela’da gerçek bir demokrasi, gerçek bir özgürlük olsaydı? Acaba Venezuela’da halk refah içerisinde olsaydı, devletiyle halkı arasındaki bağı kopmamış olsaydı bunlar Venezuela’nın başına gelebilir miydi? Sorusunu da buraya bırakalım. Hakeza bugün İran’ın, yanı başımızda Suriye’nin yaşadıklarını görüyoruz. 2025 yılı içerisinde devlet başkanı orandan kaçtı. O kaçırılmadı, kendisi kaçtı. Şimdi orada da bir istikrarsızlık var ve bunlar bizi etkiliyor.

Yapay Zeka ve Teknoloji Alanında Atılan Adımlar 21. Yüzyılda Hangi Devletlerin Süper Güç Olacağını Belirleyecek.

Değerli arkadaşlar önümüzdeki dönemde demokrasinin, liberalizmin, kapitalizmin de yeni bir evreye girdiğini görmemiz lazım. Artık liberal demokrasilerin birtakım meseleleri çözememesinden kaynaklanan otoriter rejimler çoğalıyor. Artık herkes otoriter bir kişiye bağlanıyor ve o bağlandığı kişi üzerinden memleket meselelerinin çözümünü bekliyor. Ama bu gidişat doğru bir gidişat değil. Evet. Liberal demokrasilerin başarısız olduğu yerler oldu. Vatandaşın problemlerini çözemediler. Merkezden çepere doğru tüm ülkenin sorunlarını çözemedikleri için bugün marjinal gelişmelerle karşı karşıyayız. Onun için 21. yüzyıl çok zor bir yıl olacak. İlk çeyreği geçti ama bundan sonraki dönemde de belirsizlikler var. Hakeza teknolojide öyle devrimler, öyle ilerlemeler var. 90’lı yıllarda internet çıktı, ekonomi bir anda alabora oldu. Bazı ülkelerin ekonomisi güçlendi. Sanayi devriminin arkasından 1. Cihan Harbi, 2. Cihan Harbini biliyorsunuz. Şimdi de yapay zeka ve teknoloji alanında atılan adımlar 21. yüzyılda hangi devletlerin süper devlet olacağını, hangilerinin geride kalacağını, hangilerinin ilerleyeceğini belirleyecek. Biraz önce eğitimden bahsetmemin sebebi de bu. Eğer Türkiye dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında kalmak istiyorsa, ilk 10 ekonomi arasına girme iddiasının peşinden koşacaksa yepyeni bir nesil inşa etmek zorunda. Aksi halde sadece başkalarının ürettiği teknolojiyi kullanan bir duruma düşeriz. Bakınız aslında bu millet odaklandığı zaman birçok şeyi başarıyor. İşgal altındaki parçalanmış bir devletken Bu halk bir araya geldi ve tekrar cumhuriyeti inşa etti. Bu toplum hangi konuya odaklanırsa tekrar onun üzerinden başarıyla çıkabiliyor. Tarihimiz başarılarla dolu. Ama bunu sürdürme noktasında bir sisteme ihtiyacımız var.

Türkiye’de Siyasetin Gerçek Sorunlara Odaklanması Gerekiyor

Türkiye’de savunma sanayiinin başarı hikayesi var. 80’lerde başlayan devletin planlaması arkasından da özel sektörün oraya eklenmesi ve kamunun da bunu desteklemesiyle çok güzel bir noktaya gelmiş durumda savunma sanayimiz. Savunma sanayimiz 2025 yılında 10 milyar doları aşan bir ihracat gerçekleştirmiş durumda. Demek ki bunu bizim çocuklarımız yapabiliyor. Savunma sanayindeki başarıyı gösteren bizim ülkemizin evlatları olduğuna göre aynı başarıyı otomotivde, tarımda, tıpta ve diğer alanlarda neden göstermeyelim? Demek ki odaklandığımız zaman, planladığımız zaman başarabiliyoruz. Onun için Türkiye’de siyasetin gerçek sorunlara dönüp memleket meselelerine odaklanması gerekiyor.

Siyaset Popülizme Ne Zaman Kayarsa Ülke Kaybediyor

Geçtiğimiz dönemde ve bu dönemde üzülerek izlediğimiz bir şeyi ifade edeyim. Siyaset popülizme iktidarıyla muhalefetiyle ne zaman kayarsa ülke kaybediyor. Geçtiğimiz dönemde gördük, seçimlerden önce Türkiye’de hiç çıkartılmaması gereken bir emeklilik yasası düzenlendi. Adına EYT dediler. Zaten iflas etmiş sosyal güvenlik sistemine bir darbe daha vuruldu. Hiç ayırt etmeden söylüyorum. Muhalefet talep etti, iktidar yaptı. Yani hep bir elden popülizme saptığımız yerlerde de zarar görüyoruz. Demek ki bu ülkede bizim de popülizmden uzak taleplerde bulunuyor olmamız lazım. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ekonomisi, iktisadi büyüklüğü açısından baktığımız zaman dünyanın en büyük 20 ekonomisinden bir tanesi. Sıralaması bazen 18, bazen 17, bazen 16 oluyor. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 638-640 milyar dolara yakın bir ticaret hacmine ulaşmışız. 273,4 milyar dolar ihracat yapmışız. 365,5 milyar civarında ithalat yapmışız. Dolayısıyla toplamda 92 milyar dolar civarında bir cari açığımız var. Ama buna karşılık 123-124 milyar dolar civarında da turizm ve hizmet ihracatı yapmışız. Bunları üst üste koyduğumuz zaman aslında büyük bir ekonomiyiz. Bunun çok daha fazlasını da olabiliriz.

Bu vesileyle katıldığınız için teşekkür ediyorum. Odamızın çalışmaları, 2025 yılı, dünya ekonomisi ve gelecek perspektif hakkında düşüncelerimizi sizinle paylaşma imkânı buldum. Çok teşekkür ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Başkanımız Hilmi Erbaş’ın konuşma videosunu https://youtu.be/L43sBg8XvRk bağlantısından izleyebilirsiniz.